Skip to main content

Bazen bir ilişkide partnerin için elinden geleni yaparsın; sevgini verirsin, sabreder ve onu dönüştürmeye çalışırsın…

Ama o kişi içsel olarak değişmeye niyetli değilse, özünde neyse yine ona döner.

Kendini harap etme çabalarınla, birinin doğasını değiştiremezsin. Sen ne kadar şekil vermeye çalışsan da, kişi kendi içsel dokusunu yaşar.

Ve bir diğer yandan, karşındaki kişiyi düzeltmeye çalışırken, sen kendi ipinin ucunu kaçırabilirsin.

Binlerce düğüm atsan da, ip aynı.” demiş Rumi.

Düğüm, ipi bazı durumlarda daha sağlam hale getirebilir; özellikle dağcılık, tırmanış veya denizcilikte doğru atılmış bir düğüm hayati önem taşır.

Ancak düğüm atıldığında ipin lifleri gerilir, sıkışır ve zamanla o noktadan yıpranır. Yani düğüm, ipi kısa vadede tutar ama uzun vadede yorabilir.

İlişkide attığımız her düğüm (yani yaşadığımız zorluklar, kırılmalar, travmalar), bizi bir süreliğine bir arada tutabilir, direnç kazandırabilir.

Ama bu düğümler çözümlenmeden kalırsa, zamanla bizi içten içe yorar, esnekliğimizi azaltır, yıpratır.

O zaman sende kendine şunu demelisin:
Ben elimden geleni yaptım, ama onun ipi de özü de ona ait.

Dönmesini beklediğin bir sevgili varsa, attığın düğümlere değil, ipe bak.

Hiçbir ip, düğümle dayanıklı hale gelmez.

Leave a Reply

Konuşmaya Başla
Buradayız:)